Cem Garipoğlu’nun cesedi neden gösterilmiyor? A’dan Z’ye Cem Garipoğlu dosyası

Münevver Karabulut’un canice katledilmesinin üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen, olaya ilişkin aydınlatılmamış birçok konu yeniden gündeme geldi. Bunlar arasında en şüphe çekenlerinin başında ise Cem Garipoğlu’nun cesedinin neden teyit edilmek amacıyla acılı aileye gösterilmediği geliyor. Hepsi dahil Cem Garipoğlu dosyası, Gazete Desek farkıyla A’dan Z’ye yeniden açıldı.

Tarihler 3 Mart 2009’u gösterdiğinde lise öğrencisi 17 yaşındaki Münevver Karabulut, erkek arkadaşı Cem Garipoğlu tarafından canavarca katledildi.

4 MART 2009: CESET BULUNDU

Cinayeti işleyen Cem Garipoğlu, Münevver Karabulut’a önce işkence etmiş, daha sonra kafasını keserek Etiler’deki bir çöp konteynerinin içine atmıştı. Cesedi bir kağıt toplayıcı, çöpü karıştırdığı esnada bulmuş ve çevredekilerle birlikte polise haber vermişti. Ekipler, genç kızın üzerinde herhangi bir kimlik veya belgeye ulaşamazken, ilerideki bir başka konteynerde cesede ait dershane kimliğine rastladı. Ve o kimliğin üzerinde Münevver Karabulut’un adı vardı.

CESEDİ 2 KİŞİ TAŞIMIŞLAR

Olayın ardından katilin bulunması için çalışmalara başlayan emniyet güçleri, çevredeki güvenlik kameralarını bir bir incelemeye aldı. İncelemeler esnasında 2 kişinin, bir gitar kutusu ve bir adet valizi çöp konteynerine atmak istediği görüntülere ulaşıldı. Bu görüntülerin ardından ilk şüpheli erkek arkadaş Cem Garipoğlu oldu. Daha sonra ortaya çıkacaktı ki kendisine cesedi taşımasında yardım eden kişi de Garipoğlu ailesinden biriydi.

BAHÇEŞEHİR’DEKİ EVE BASKIN

Polis, şüpheli Cem Garipoğlu’nu yakalamak için Bahçeşehir’de bulunan lüks daireye baskın düzenledi. Ancak Garipoğlu, yine aile üyelerinden birinin yardımıyla baskından 10 dakika kadar önce arabayla olay yerinden kaçırılmıştı. Baskının yapıldığı evde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, dairenin içinde ciddi bir temizlik yapıldığı anlaşılırken, yerde ve kapıda Münevver Karabulut’a ait olduğu ortaya çıkan kan izlerine rastlandı. Ayrıca, evde bulunanlar arasında kanlı gömlek ve testere de vardı.

O sırada evde olan anne Tülay Makbule Garipoğlu’nun sakin tavırlarla kapıyı açarak polis ekiplerine kimi aradıklarını sorduğu da tutanak kayıtlarına geçti.

Polisin Garipoğlu’nun o zamanlar 5-6 yaşlarında olduğu tahmin edilen küçük kız kardeşine, “Ağabeyin nerede?” diye sorduğu ve küçük kızın, “5 dakika önce babamla çıktılar” sözleriyle yanıt verdiği de yine aynı tutanakta yer aldı.

İL EMNİYET MÜDÜRÜ CELALETTİN CERRAH’TAN SKANDAL SÖZLER

Cesedi parçalara ayrıldıktan sonra başı bir çöp konteynerinden, bedeni bir diğerinden çıkan Münevver Karabulut ile ilgili açıklama yapan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Münevver’in ailesini suçlamaya varan skandal ifadeler kullandı. “Takip etselermiş kızlarını” diyen Cerrah, “Sizin kızınız olsa, gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?” şeklinde konuşarak kamuoyundan büyük tepki topladı. Cerrah açıklamasının ardından yerini adı daha sonra FETÖ Terör Örgütü’ne karışacak ve hüküm giyecek olan Hüseyin Çapkın’a bırakarak Osmaniye Valiliği’ne atandı.

CEM GARİPOĞLU’NUN BABASI NİDA GARİPOĞLU

Polis araştırmalarını sürdürürken, Adli Tıp’ta yeni bir detay ortaya çıktı. Münevver Karabulut’un tırnaklarından alınan örneklerde baba Nida Garipoğlu’na ait DNA’lara ulaşıldı. Bir süre hapiste tutulan Nida Garipoğlu, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

INTERPOL KIRMIZI BÜLTEN

Cinayetten yaklaşık 3 ay sonra, Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) Cem Garipoğlu hakkında 186 ülkede kırmızı bültenle arama çıkarttı. 6 farklı dilde bülten hazırlatılırken, adeta sırra kadem basan Garipoğlu’nun yakalanamıyor oluşu, Karabulut ailesini de harekete geçirdi. Bunun sonucunda birçok yürüyüş ve gösteri düzenlenirken, yetkili makamlara karşı çeşitli protestolar da yapıldı.

HAYYAM GARİPOĞLU, 3 MİLYON EURO, BABA SÜREYYA KARABULUT

Tüm Türkiye’yi dehşete düşüren cinayetin üzerinden 160 gün geçmişti. Hayyam Garipoğlu ile baba Süreyya Karabulut arasında 3 milyon euroluk bir teklifin görüşüldüğü ileri sürülürken, bu iddia baba Karabulut tarafından da doğrulandı. Acılı babanın bu parayı hasta insanların tedavisinde kullanılmak üzere istediği ve zanlının teslim olması koşuluyla kabul ettiği ortaya çıktı.

197 GÜN SONRA YAKALANDI

Tarihler 17 Eylül 2009’u gösterdiğinde haber bültenlerine bir son dakika haberi düştü: Etiler’de başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, gece saat 00.45’te yakalandı.

Garipoğlu ailesinin avukatı Aytekin Kaya tarafından polise teslim edildiği bilgisine ulaşılan katil zanlısı Cem Garipoğlu, nöbetçi hakimlikçe canavarca hisle çocuğa karşı adam öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alarak cezaevine gönderildi.

BAHÇELİ BİR EVDE SAKLANMIŞ

Çıkarıldığı mahkemede ifadesi alınan Cem Garipoğlu, pişman olduğunu dile getirirken, Münevver Karabulut’un kendisinin erkekliğine hakaret ettiğini öne sürdü. Garipoğlu ayrıca, İstanbul’a yaklaşık 5 saat uzaklıktaki bahçeli bir evde saklandığını da itiraf etti.

CİNAYETTE VE SONRASINDA TÜM AİLENİN PARMAĞI VAR

Güvenlik kameraları bir kez daha incelendikten sonra, kayıtlara göre cinayete iştirak ile suçlanan Baba Nida Garipoğlu, saat 10.20’de elindeki valizle otomobiline biniyor. Suç delillerini yok etmek, gizlemek veya değiştirmek suçlamalarının yöneltildiği anne Garipoğlu ise saatler 11.04’ü gösterdiğinde küçük kızıyla birlikte villadan çıkıyor. Cinayetin işlendiği saat dilimleri olan 19 ile 20 arasında Cem Garipoğlu elindeki gitar çantasıyla dışarıya çıkıyor.

Tüm bunların ardından polis 23.50’de eve baskın yapmadan önce, 23.43’de baba Nida Garipoğlu ve katil Cem Garipoğlu’nun arabayla villadan uzaklaştığı görülüyor. 23.57’de iddiaya göre yüklü miktardaki parayı almak üzere lüks daireye giden baba Garipoğlu, kapıda polisleri görünce geri dönerek gözden kayboluyor.

Ayrıca, küçük kız kardeşe ders vermek üzere cinayetten 1-2 saat sonra eve gelen İngilizce öğretmeni, dairede herhangi bir tuhaflığın olmadığını, ailenin gayet sakin ve normal davrandığını söylüyor.

BİNLERCE EURO, SİLİNEN KAYITLAR, SUÇA KARIŞAN POLİSLER

Cinayet gecesi tutanaklara geçmeyen ve miktarı kesin olmayan paranın, polis tarafından bulunsa da ev sahibine -o esnada anne Garipoğlu- teslim edildiği iddia edildi. Villanın güvenlik kameralarının olay tarihinde kayıt yaptığı ancak görüntülerin 7 Mart 2009 tarihinde silindiği, silinmeden evvel DVD’ye aktarılmaya çalışıldığı, hatta bir kısmının çöpe atıldığı iddiasıyla 6 polise 7’şer yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

İddianamede, polis memurlarının villaya ait kamera kayıtlarını yeterince incelemedikleri, kameraların çalışmadığı yönünde Sami Avcı ve Gökmen Karadağ tarafından tutanak düzenlendiği -kontrol edilmiyor, site görevlisinin beyanına güveniliyor- ve güzergahtaki kameralarda da görüntü olmadığına dair ikinci bir tutanak tutulduğu belirtiliyordu.

Neticede dava sonuçlandı ve 6 polis memuruna “görevi kötüye kullanma”, görüntüleri sildikleri öne sürülen 2 site görevlisine ise “suç delillerini gizleme” suçundan altışar bin lira para cezası verildi.

Ayrıca, görüntülerin nasıl silindiğine yönelik çalışma başlatılırken, bu doğrultuda kapısı çalınan TUBİTAK, “Kritik projelerimizin yoğunluğu sebebiyle bu inceleme için ayırabilecek personelimiz yoktur” açıklamasında bulunuyor.

DETAY: BABA GARİPOĞLU VE GÜLŞAH K., “CİNAYETİ BEN Mİ İŞLEDİM?”

Münevver Karabulut’un günlüğünde Cem Garipoğlu’nun babası Mehmet Nida Garipoğlu’nun sevgilisi olarak geçtiği iddia edilen Gülşah K’nin şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı. İddiaları reddeden Gülşah K., basın mensuplarının ısrarlı soruları üzerine, “Cinayeti ben mi işledim” diyerek çıkıştı.

Gülşah K.’nin cinayet günü Mehmet Nida Garipoğlu ile yaptığı telefon görüşmeleri hakkında ise, “Müfettiş olarak görev yapıyorum. Mali açıdan önemli bir görevde olduğum için Nida bey ile iki günde bir kez görüşüyorduk. O gün saat 20.30’da beni aradı. Bana ne zaman işe geleceğimi sormuştu” dediği belirtildi.

24 YIL HAPİS CEZASI ALDI

Cem Garipoğlu’nun yargılama süreci 18 Kasım 2011 tarihinde mahkûmiyet kararının verilmesiyle sona ererken, 24 yıl hapis cezası alması, kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

KOĞUŞTA İNTİHAR ETTİ

Garipoğlu, 10 Ekim 2014 tarihinde Silivri’de cezasını çektiği 5 No’lu L Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’nda intihar etti. Ölümünün ardından iddialar peş peşe geldi. Mezar taşına adının yazılmamasından, cesedinin gösterilmemesine kadar birçok konu, belirli aralıklarla gündeme gelse de bilgi kirliliğinde kaybolup gitti.

GAZETE DESEK ARAŞTIRDI: CEM GARİPOĞLU DOSYASI

Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’nun şüpheli ölümü, birtakım spekülasyonlara yol açtı. Bunun sonucunda ailenin cesedi görme isteğinin reddedilmesi de iddiaları güçlendirirken, mezar taşında da Cem Garipoğlu’nun adı yazılmadı. Bu durum, geçmişi bir hayli karanlık olan Garipoğlu ailesini mercek altına almamız gerektiğine işaret ediyor.

BÜYÜKBABA KASIM GARİPOĞLU

Handan, Hayyam, Nizam ve katil zanlısı Cem’in babası Nida olmak üzere dört kardeş olan Garipoğulları’nın babası Kasım, ailenin tekstil sektöründeki fabrikalarında sendikayla anlaşmazlıklarda takındığı tavırla bir dönem manşetlerden düşmemiş. SoL Gazete’nin 2009’daki kayıtlarına göre Kasım Garipoğlu için işçilerle uzlaşmak yerine “gerektiğinde şalter indirip fabrikayı kapatır” gibi tanımların yazıldığı söyleniyor.

AYNI ZAMANDA HAKİMLİK YAPIYOR

Kasım Garipoğlu, aynı zamanda hukuk mezunu ve hakim. Uzun yıllar avukatlık yapmış. Ailesinin başı kanunlarla dertte olduğu anlarda devreye girdiği, hukuki boşlukları kullanma, kanundışı işler ve ilişkiler konusunda benzerlerinden daha cesur davranabildiği iddia ediliyor.

AMCA HAYYAM GARİPOĞLU

Hayyam Garipoğlu’nun adı birçok olayla anılıyor. 2006 yılında, önceden Rabak tesislerinin bir parçası olan ALCO Alüminyum Bakır ve Madencilik San. Tic. A.Ş.’de (ALCO Tencere) Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye olan işçilere, önce sendikadan istifa etmek için zor kullanarak baskı yapan, sonra da işten atan Hayyam Garipoğlu, aileye ait Adana ve Lüleburgaz’daki fabrikalardan getirdiği kişileri de fabrikada direnişte olan sendikalı işçilerin üzerine saldırtarak, Garipoğlu ailesinin skandallar zincirine bir yenisini daha eklemiş oluyor.

NESİM MALKİ CİNAYETİ

İş insanı olarak kayıtlarda yer alan ancak tefecilik yaptığı bilinen Nesim Malki’nin Sümerbank ihalesinde Hayyam Garipoğlu’na 25 milyon 860 bin dolar borç verdiği belirtilirken, Hayyam Garipoğlu’nun da bu borca karşılık, Malki’ye çek verdiği iddia edildi. Ancak Malki, 28 Kasım 1995’te Bursa’da Özdilek Tesisleri önündeki trafik ışıklarında 2 sivil polisin de aralarında bulunduğu 6 kişilik bir grup tarafından düzenlenen ve faili meçhul kalan saldırı sonucu suikaste kurban gitti. Cinayetle ilgili Hayyam Garipoğlu, azmettirici sıfatıyla gözaltına alınsa da suçsuz bulundu.

TÜRKBANK İHALESİ

Türkbank ihalesine İpeks Tekstil şirketiyle katılan Hayyam Garipoğlu, “ihaleye fesat karıştırmak” ve “çete oluşturmak” suçlaması ile tutuksuz yargılanırken, yine ceza almamıştır.

SÜMERBANK VE KAYIP MİLYONLAR

Sümerbank’ın eski sahibi olan Garipoğlu ve 17 yöneticisi hakkında eski parayla 248 trilyon 569 milyar lirayı zimmetine geçirdiği iddiası ile 1 Nisan 2002 tarihinde görülen davada, Nesim Malki ile Hayyam Garipoğlu arasında yapılan para alışverişinin kayda geçmediği belirtildi. Bu davada ceza alan Garipoğlu, 18 ay cezaevinde kaldıktan sonra beraat etti. Daha sonra Garipoğlu hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkartılmış ve 2013 yılı Aralık ayında bu suçtan 6 yıl 5 ay 23 gün hapis cezasına çarptırılmıştır.

KUZEN FATİH GARİPOĞLU: MÜNEVVER’İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE EVLİLİK

Adı birçok suç ve karanlık işe bulaşan Hayyam Garipoğlu’nun oğlu ve Cem Garipoğlu’nun kuzeni Fatih Garipoğlu, canice katledilen Münevver Karabulut’un tam da ölüm yıldönümü olan 3 Mart 2013 günü sevgilisiyle evlenerek ailenin skandallarına bir yenisini daha ekliyordu.

KIZ KARDEŞ SAKİNE GARİPOĞLU: AİLECEK KOLTUK POZU

Tarihler 11 Temmuz 2021’i gösterdiğinde Cem Garipoğlu’nun kız kardeşi Sakine Garipoğlu, diğer kız kardeş, ağabeyi ve annesinin yer aldığı fotoğrafta mutlu bir aile pozu verdikleri görülüyordu. Masum gibi görünen bu fotoğraftaki skandal ise tam da pozu verdikleri yerde başlıyordu. Üzerinde oturdukları koltuk, Münevver Karabulut’un öldürüldüğü gün kanının bulaştığı koltukla aynıydı. Bu da taşındıklarında o koltuğu da yanlarına aldıklarını açığa çıkarırken, Sakine Garipoğlu gelen tepkilerin ardından gönderiyi kısa süre içerisinde sosyal medyadan kaldırdı.

BOĞAZINDA V MAKAS DURAN HEYKEL

Kız kardeş Sakine Garipoğlu’nun imza attığı skandallar, koltuk pozuyla sınırlı kalmıyor. Bir başka fotoğrafta Garipoğlu, bir büstün boğazında V şeklinde duran makası paylaşıyor. Bu da akıllara Münevver Karabulut cinayetinin ortaya çıkmasının ardından yayılan otopsi raporunu getiriyor. Keza, Münevver Karabulut’un boynunun altında V şeklinde 2 kesik bulunmuştu.

İDDİA: BİR AYİNE Mİ KURBAN GİTTİ?

Sakine Garipoğlu’nun paylaşımından sonra, Münevver Karabulut cinayetinin bir kadın cinayetinden fazlası olduğu ve bir ritüele kurban gittiği yönünde içi boş olmayan iddialar ortaya atıldı. Cinayet sonrası Cem Garipoğlu’nun evinde çekilen fotoğraflarda salonda masa üzerinde 2 adet sadece mason loncasına üye olan kişilerin evlerinde kullanıldığı iddia edilen ve Yahudilikte “Menora” olarak adlandırılan 7 kollu şamdanın olduğu görülüyor.

Münevver’in otopsisinde boyun kısmının ters V işareti çizilerek bıçakla kesildiği ortaya çıkmıştı. Manevi sonsuzluk alemini temsil eden ters V, masonların en güçlü sembollerinden biri olarak bilinirken, kız kardeş Sakine Garipoğlu’nun da buna benzer bir büstü paylaşması, iddiaları güçlendiriyordu.

EKREM İMAMOĞLU’NUN OĞLU İLE BAĞLANTISI NE?

Cem Garipoğlu’nun kız kardeşi Sakine Garipoğlu ile fotoğrafı ortaya çıktıktan sonra tepkilerin hedefi haline gelen oyuncu Nilperi Şahinkaya, Garipoğlu’nu tanımadığını ve ortak arkadaşları Melis Çatak’ın arkadaşı olduğunu söylemişti.

Melis Çatak’ın ise Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu ile bir dönem ilişki yaşadığı ortaya çıktı. Ancak ikilinin uzun süre önce ayrıldığı belirtildi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN OLAYA KARŞI TUTUMU NE OLDU?

Türkiye’yi dehşete düşüren olayda o dönem başbakan olarak görev yapan Recep Tayyip Erdoğan, verdiği bir röportajda, “Medyada cinayetin tüccarlığı yapılıyor. Karabulut’un ajandasının servis edilmesi hoş değil” sözleriyle basını eleştirmişti.

Onun dışında Erdoğan’ın kayda değer tek açıklaması, emniyet güçlerinin sıkı bir çalışma yürüttüğü ve sonradan ortaya çıktığı üzere FETÖ ile bağlantıları bulunan Hüseyin Çapkın’a güvendiğine yönelik sözleri olmuştur.

ANNE TÜLAY MAKBULE GARİPOĞLU: OLAYIN AK PARTİ İLE BAĞLANTISI NE?

Karabulut ailesi, Cem Garipoğlu’nun annesi Tülay Makbule Garipoğlu’nun AK Parti üyesi olduğu ortaya çıkınca, 2009’da başbakanlık koltuğunda oturan Erdoğan ve AK Parti cenahından bir açıklama bekledi. Şu anda Rusya’da yaşadığı ileri sürülen Makbule Garipoğlu’nun AK Parti içindeki tanınırlığı, olayda siyasi bir destek gücünün de olabileceği iddialarını gündeme getirirken, AK Parti’den bu konuya ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi.

CEM GARİPOĞLU’NUN CESEDİ NEDEN GÖSTERİLMİYOR?

Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın açıklamasına göre, kaldığı koğuşta intihar eden Cem Garipoğlu’nun 12 Kasım’daki otopsisinde kesin ölüm nedeninin “başa poşet geçirilmesine bağlı ağız burun kapanması ve boyuna bağ tatbikine bağlı mekanik asfiksi” olduğu ifade edildi.

Daha sonra Cem Garipoğlu’nun cesedine ait fotoğrafların, Karabulut ailesine gösterildiği belirtilmişti. Fotoğrafları görmeyen baba Süreyya Karabulut, koltuktaki aile pozu skandalının ardından Cem Garipoğlu’nun ölmediğine dair iddiaların kendisine sıkça iletilmesiyle şüpheye düşerek avukatın yolunu tuttu.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 87. Maddesinin 4. fıkrası uyarınca mezarın açılmasını talep eden Karabulut Ailesi avukatları, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. Başvuru neticesinde Mahkeme, intiharın hemen ardından ölenin Cem Garipoğlu olduğunun tespitinin Adli Tıp tarafınca halihazırda yapılmış olduğunu gerekçe göstererek dava hakkında takipsizlik kararı çıkarttı. Bu karara itiraz eden Karabulut Ailesi avukatları, hukuki mücadelelerini sürdürüyor.

Kısacası, Cem Garipoğlu’nun cansız bedeni, o dönem çok ciddi fiyaskolara imza atan Adli Tıp’ın raporuyla zaten onaylanmış olduğu için aileye gösterilmiyor.

GARİPOĞLU AİLESİ KİM? GARİPOĞLU HOLDİNG’E AİT KURULUŞLAR VE MARKALAR NELER?

Garipoğlu Holding, bünyesinde birçok şirketi barındırıyor. Bunların başında ALCO Alüminyum gelirken, Park Drinks ve Papilla gibi kuruluşların da kendilerine ait olduğunu görüyoruz. Park Drinks isimli kuruluş, ürettiği “İstanblue”, “Marmara Gold” ve “Burgaz Rakı” gibi devletin en çok vergi aldığı (yüzde 250’yi buluyor) alkollü içecek markalarıyla biliniyor.

GAZETE DESEK SUNDU

Tam 7 buçuk saatlik çalışmanın ardından bir araya getirilen bilgiler, siz internette araştırma yaparken bilgi kirliliğinde kaybolmayın diye oluşturuldu. 7 buçuk saatlik araştırma, 10 dakikada bütün olayı anlayabileceğiniz şekilde sunmak içindi.

-Halkın içinden herhangi birileri

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz